• Hatun Vera Altunöz

Vivir Dos Veces: Netflix'ten İçinizi Isıtacak Bir İspanyol Filmi


İspanya yapımı olan "Vivir Dos Veces" filmi "Love Once Twice Live" adıyla karşımıza çıkıyor. Aslında filmin adına baktığımızda ne kadar doğru değil mi ? Bir kez sev iki kez yaşa. İnsan iki kez bile yaşasa bir kez sevmeli. Tam anlamıyla sevmeli. Film bazen içimi ısıttı bazen de aşırı duygusal olmama sebep oldu ve nihayetinde sevdiğim ve önerdiğim filmler arasında yerini aldı. Filmle ilgili detaylara gelin hep beraber yakından bakalım.




Maria Ripoll'ün yönettiği baş rollerinde ise Oscar Martinez ve Inma Cuesta'nın yer aldığı 2019 yapımı İspanyol filmi. Filmin süresi 101 dakika. Süre bana göre kısa. Dram filmini tahammül edemem ya da izlemeye hiç katlanamam diyenler varsa aramızda emin olun film o kadar akıcı ilerliyor ki asla izlerken sizlere süreyi düşündürtmüyor. Bundan emin olabilirsiniz. Bu arada filmi Netflix'den kolaylıkla izleyebilirsiniz.


Film İspanya'da geçince isterseniz filmin konusuna geçmeden önce biraz İspanya hakkında konuşalım. İspanya denilince akla genelde Barcelona ya da Madrid gelse de film Valencia ve Navarra'da geçiyor. Bu filmden sonra Valencia'yı da keşfedip seveceğinizden şüphem yok. Film sayesinde Valencia'yı çok sevdim ve hemen şehirle ilgili araştırmalar yaptım. Valencia, İspanya'nın üçüncü büyük şehri. Hem tarih kokan binalara sahip hem de modern yapılara. Aslında tarihle bu kadar iç içe olup modern dünyaya ayak uyduran bir şehir olarak da tanımlayabiliriz. Akdeniz iklimin hakim olmasıyla genelde turistler yaz aylarında tercih ediyor. Gece hayatının aktif olduğu Valencia sokakları oldukça canlı. Mutfaklarıyla ilgili çok bir bilgim yok ancak filmin bir sahnesinde gördüğüm "Paelle" İspanyol yemeğini ayrıca merak ettim. Belki bir gün yolumuz İspanya'ya düşer, neden olmasın? diyerek filmin konusuna geçiyorum.


Film Emilio'nun hayatına ve hislerine odaklanıyor. Emilo 70'li yaşlarına dayanan gençliğinden beri üniversitede çalışmış ve sonunda profesör olarak hayatına devam eden bir karakter. Her zaman oturduğu mekanda, her zaman ki şekilde kahvaltısını eden Emilio, hesabı öderken garson tarafından zaten ödediği konusunda uyarılıyor. Yaşadığı unutkanlık sebebiyle doktora gidiyor ve daha sonra bu unutkanlıkların sebebi olarak Emilio'ya Alzheimer teşhisi konuluyor. Bu durumu kabul etmesi ilk başlarda oldukça zor oluyor. Kopuk bir ilişkiye sahip olduğu kızı Julia ve torunu Blanca ile bu durumdan kaynaklı daha sık vakit geçirmek zorunda kalıyor. Emilio kendisine konulan bu teşhisten dolayı yavaş yavaş tüm anılarını unutacağını kabulleniyor ve torununun desteğiyle hayatı boyunca unutamadığı ilk aşkının peşinden gitmeye karar veriyor. Filmin özeti esasen bu.





Film izlerken sizde de oluyor mu bilmiyorum ama hoşuma giden cümleleri not alıyorum. Bu filmde Matematik profesörü Emilio’nun pi sayısı üzerinden çocukluk aşkı Margarita’yı tanımladığı cümleleri okumanızı çok isterim : "Pi sayısı gibi… Matematiği çok seviyorum, çünkü saf mantıktan oluşuyor. Sayılar, mantıklı ve tahmin edilebilir. Ama aniden bu uyumun ortasında pi sayısı beliriyor. Gizemli bir sayı, canlı bir sayı. Hiçbir model izlemeden kendi yolunu yaratıyor. Bu, matematiği mantığa ve aynı zamanda sihre dönüştürür. Margarita benim için buydu. Sihir.” Matematik profesörünün kendi aşkını bu şekilde tarif etmesi sizce de çok anlamlı değil mi?


Film müziği olan Maria Rodes’in seslendirdiği "La Perfidia" şarkısını açın ve düşünün. Siz böyle bir durumda kimi unutmak istemezdiniz ya da son kez görmek isterdiniz? Hayatın ne kadar kısa olduğunu vurgulayan filmlerden biri. Aşk, hüzün, aile, hayal kırıklığı ve çabanın bizlere geçtiği bu duygusal ama sıcacık filmi lütfen izleyin. Şimdi sizi şarkıyla bırakıyorum, biraz düşünmeye...





0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör