• Hatun Vera Altunöz

The Handmaid's Tale: Margaret Atwood'un Korkunç Distopyası

"Damızlık Kızın Öyküsü" olarak çevrilen "The Handmaid's Tale", Kanadalı yazar Margaret Atwood'un aynı adlı romanından uyarlanan bir Hulu yapımı drama dizisi. Şimdilerde 4.sezonuyla Blu Tv'deki yerini aldı bile. Yeni sezonu merakla bekleyip gözden kaçıranlar varsa diye özellikle söylemek istedim. İsterseniz Offred'in ilk sezondaki maceralarına göz atmadan önce hem romandan hem de diziden sizlere bahsetsem nasıl olur? Haydi başlayalım öyleyse.




Öncelikle romandan bahsetmek istiyorum. 1985 yılında yayınlanan bu roman aslında dediğim gibi korkunç bir distopya örneği. Feminist yazar Margaret Atwood, romanında kadın haklarının bugünkü halinin tersine döndüğünde çıkacak sonucu irdeliyor. 311 sayfadan oluşan kitap aslında distopik kurgu türünde yazılmış en iyi kitaplardan birisi olarak bilinmesinin yanı sıra ayrıca feminen türde yazılan kitaplar arasında da yerini almış bulunuyor. Ve romanda sıklıkla kadın haklarından bahsediliyor. Eminim romanı okuyanlar ya da diziyi izleyenler aynı şeyi düşündük. "Bu nasıl olur?" sorusu zihnimi hep meşgul edip durdu. Ve iyi ki bir distopya dedim, iyi ki... Gerçek olma ihtimalini gerçekten düşünmek bile çok zor.


The Handmaid's Tale dizisinin oyuncu kadrosuna baktığımızda Elisabeth Moss, Yvonne Strahovski, Joseph Fiennes ve Alexis Bledel gibi ünlü isimler dikkat çekiyor. Ülkede terör saldırıları artınca askeri diktatörlük başa geçiyor. Yaşanan bu olayların en büyük ve en korkunç etkisi ne yazık ki kadınlara oluyor. Doğurganlığın toplumda iyice azalması ve bu durumunun nüfusa yönelik bir darbe olarak görülmesi ve doğurganlığını yitiren kadınların doğurgan kadınlara göre sayılarının az olması "damızlık" kavramını ne yazık ki gündeme getiriyor. Hem de korkunç bir şekilde.





Dizi, esas olarak damızlık kız olan Offred'in hikayesini ele alıyor. ABD'de bir darbeyle hükümet devrilip dine dayalı Gilead devleti kurulmadan önce Offred, evli ve zamanında sağlıklı doğum yaparak bir evlada sahip bir anne idi.. Ülkesinde yaşanan ürkütücü olayları görünce eşi ve kızıyla kaçma girişimde bulunuyorlar ancak başarılı olamıyorlar. Olay tam da bu noktadan sonra başlıyor. Offred, hem eşini hem de kızını kaybediyor ve başına geleceklerden bir habersiz kendini bambaşka bir yerde buluyor. Hatta kendisini kaçırdıkları sırada silah sesi duyuyor ve eşini tamamen kaybettiği düşünüyor. Çaresiz olan Offred için hayat şimdi çok ama çok başka oluyor.


Evet, Offred ismini damızlık olunca alıyor ve eski ismini artık kullanamıyor. Offred kelimesi "Fred'inki olarak çevriliyor yani atandığı komutana ait olduğunu gösteren bir isim veriliyor. Damızlıklara verilmesi gereken eğitimleri 'Teyze" adındaki kadınlardan alıyor. Evli komutanların her birine damızlık veriliyor ve seremoni dedikleri törenlerde çiftleşme anına komutan, damızlık ve komutanların eşleri dahil oluyor. Tabi damızlıklar bu seremoni ya da diğer bilmeleri gereken tüm eğitimleri "Teyze" adındaki kadınlardan alıyor. Ve dizideki süreç bu şekilde ilerliyor, daha fazla spoiler vermeden diğer sezondaki maceraları size bırakıyorum.





2017'nin en ses getiren dizisi olduğunu yakından takip edenler eminim biliyordur. Aldığı ödüller ve başarılı bir dizi olması o yıllarda oldukça konuşuluyor. Daha önce ‘Mad Men’ dizisinde rol alan Altın Küre’li oyuncu Elisabeth Moss, 2017 Emmy Ödül Töreni'nden "En Başarılı Kadın Oyuncu" ödülünün sahibi olurken dizi ise o dönem konuşulan bir çok diziyi geride bırakarak bir çok ödülün sahibi oluyor. Ayrıca böyle kadınları anlatan dizinin yönetmeni de kadın. Reed Morano da o dönem Emmy ödülünü alarak "En İyi Yönetmen Ödülü'nün sahibi oluyor. Kısacası ödüllere doymayan bir dizi olduğu kolaylıkla söylenebilir.


Yeni sezonu yayınlanmaya başlayınca eminim merakla bekleyenler Offred'in maceralarını izlemeye koyulmuştur bile. Yeni yeni bu diziyi fark ettiyseniz bence izlemeye değer. Evet konusu çok hoş değil hatta mide bulandırıcı ama distopya seviyorsanız değerlendirin derim. Son olarak kitap uyarlaması olan dizileri ya da dönem dizilerine benim ayrı bir ilgim var nedense. Bu dizide daha önce de söylediğim gibi Margaret Atwood’un ödüllü ve çok satan “Damızlık Kızın Öyküsü” isimli romanından uyarlanmasıyla benim ilgimi fazlasıyla çektiğini söyleyebilirim. Sizler de kitap uyarlaması dizileri daha çok seviyorsanız bu dizi de bir alternatif olarak düşünülebilir.


Özellikle diziyi yeni duyanlar ya da duymayanlar olabilir diye bu yazıyı yazmak istedim. Çünkü hız kesmeden Offred'in maceralarına yakından şahit olun istiyorum. Yazımı sonlandırmadan romandan bir kaç alıntıyla sizleri baş başa bırakıyorum. Her cümle de yaşanılan o korkunç ve zor bir durum gözler önüne seriliyor, bence.


"Bir fare de istediği yere gitmekte özgürdür, labirentin içinde kaldığı sürece."

"Bana değer verilmesini istiyorum, şimdi verilmeyen türden; değerli sayılmaktan daha fazlasını istiyorum."

"Hiçbir şey bir anda değişmez."

"Kısıtlı koşullar altında her türlü şeye inanmak zorundasınız."

"Acı insanda iz bırakır, ama görülmeyecek kadar derinde."


4.Sezon da hazır taze taze yayındayken hepinize şimdiden keyifli seyirler diliyorum.


0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör