• Nurhilal Önür

Gizemli Bir Kayıp: Tekvin

Osman Hamdi Bey’in yapmış olduğu Tekvin ya da bir diğer adlarıyla Mihrap, Yaratılış olarak bilinen tablosu ikonografik açıdan bugün hala gizemini korumaktadır. Öncelikle sanat tarihi açısından Osman Hamdi Bey‘den bahsetmek istiyorum.


Osman Hamdi Bey 30 Aralık 1842’de İstanbul’da doğar. Babası, Osmanlı’nın önemli sadrazamlarından Rum asıllı İbrahim Ethem Paşa’dır. Sanat tarihi açısından onu bu kadar önemli kılan ilk Türk arkeoloğu olmasıdır. Bağdat’taki ilk arkeolojik çalışmalarından sonra arkeoloji alanının Osmanlı’da da önemsenmesini sağlamıştır. Yaptığı bir diğer önemli şey İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin 29 yıl müdürlüğünü yaparak dünyanın önemli müzeleri arasında yer edinmesini sağlamasıdır. Günümüzde Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi olarak bilinen Sanay-i Nefise Mehteb-i Alisi’nin de kurucusudur. Türk resim sanatında figürlü kompozisyon oluşturan ilk Türk ressamlarındandır.


En çok Kaplumbağa Terbiyecisi isimli resmini biliriz. Ama ben sizlere DemirBank’ın arşivlerinde kayıtlı görünen ama bugün kayıp olan Tekvin tablosundan bahsedeceğim.



Osman Hamdi Bey, Mihrap, 1901



Osman Hamdi Bey tabloyu 1901’de yapmıştır. Tablonun ismi henüz bilinmiyorken sanat tarihçisi Mustafa Cezar tarafından Mihrap denmiştir. 1901’de Berlin, 1903’de Londra’da sergilendikten sonra sergi katologlarında adının Tekvin ya da Yaratılış olduğu görülmüştür.


Tabloya baktığımızda duvarda çinili mihrabın bulunduğu bir iç mekan görüyoruz. Başı açık bir kadın mihraba arkasını dönmüş olarak bir rahlenin üzerinde oturmaktadır. Bu kadının Osman Hamdi Bey’in eşinin genç hali ya da evde çalışan bir kız olduğu yönünde görüşler vardır. Kadının ayaklarının çevresinde Kur’an ve dini içerikli kitapların dağılmış olduğu görülmektedir. Tabloyla ilgili pek çok yorum var. Kimine göre ayaklarının dibinde dini içerikli kitapların olması kadının din dahil bütün olgulardan üstün olduğunu vurguluyor. Başka bir görüşe göre karnının hafifçe şişkinliği kadının hamile olduğu sonucunu vermektedir. Bu da yine kadınlık ve anneliğin tüm her şeyin üstünde oluşunu simgelemektedir.


Tekvin yapılışından itibaren özellikle de dönemine göre bakacak olursa eleştirilerin hedefinde olmuştur. Defalarca el değiştiren tablo bugün hem ikonografik anlamda ifade ettiği hem de kayıp olması açısından hala gizemini korumaktadır.

0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör