• Merve Ulusal

Sakıp Sabancı Müzesi Akış/Flux Marina Abramovic + MAI Sergisi




Önceki yazımda Marina Abramovic'in sanat ve aşk hayatını ele almıştım. Akış/Flux sergiside Marina Abramovic Enstitüsü ve Sakıp Sabancı Müzesi işbirliğiyle hazırlanan bir sergi. Evde vakit geçirmeye çalıştığımız şu günlerde sizi bir nebze olsun bu sergiye götürmeye çalışacağım.

Serginin ilk bölümü, Marina Abramovic'in erken dönem resimlerini, bedeninin ve zihninin sınırlarını zorladığı, bilinen eserlerinin fotoğraf, yerleştirme ve video dokümantasyonlarını içeren bir seçkiyle, onun 50 yıllık sanatsal yolculuğunun ayrıntılı bir incelemesini sunuyor.

İkinci bölüm, Türkiye'den 12 sanatçının ve bu projeye dahil olması için davet edilen 4 uluslararası sanatçının canlı performanslarından oluşuyor. Sadece uzun süreli canlı performanslara yer verilen bu bölümde, tüm performanslar müzenin açık olduğu her gün, sekiz saat olmak üzere kesintisiz gerçekleştiriliyor.

Maria Herranz, ''Bu Ölümlü Ev'' adlı performansında 24 gün boyunca içten dışa doğru kendi labirentini inşa ediyor. Daedalus'un Girit labirentinin özgün planını kullanan, gözleri bağlı sanatçı, diğer duyularının keskinleşmesi sonucunda kaçınılmaz bir şekilde oluşan yeni iletişim formlarını kullanarak, ruhunun gömülmüş içeriğini kazar, fiziksel haritasını çıkarır. Sürekli inşa halindeki labirent şekil değiştirir, dönüşür ve sanatçıyı bedensel olarak daha da çıkmaza sokarken, o kendi kendine dayattığı körlüğü yönetmeli ve isteyerek yüklendiği mahpusluk konumunu açıkça sergileyerek alt etmeye çalışıyor. 2.videoda da gördüğünüz gibi gözlerindeki baskı canını yaktığı için ağlıyor ve bunun sonucunda burnu akıyor.





Video: Ege Ebcin


Selanikli Nancy Stamatopoulou, beden ile iskemle arasında kurduğu ilişkiyi kullanarak izleyicinin ve kendisinin bilincine doğru bir yolculuk sunar. Hem konumun hem de duruşun güçlü bir simgesi olan iskemle, izleyicinin bakış açısından farklı okumalara yol verir. Dönüşüm, performans içinde yavaş yavaş, her bir anlatının gelişmesi için yeterli alan bırakarak gerçekleşir. Sanatçı yeni ilişkiler ve dönüşümler yaratarak günde 8 saat olmak üzere bu performansını 6 gün tekrarlıyor.




Şebnem Dönmez 1996'da üç Hollywood yıldızı olan Rita Hayworth, Marilyn Monroe ve Liza Minnelli onuruna bir performans gerçekleştirdi. O sırada 22 yaşındaydı. Bu sergide ise, aynı performansı yeniden icra ederken, eski performansı da eşzamanlı olarak duvara yansıtılmaktadır. Dönmez kadın vücudunun metalaştırılmasıyla, güzellik ve yaşlanmaya ilişkin sosyal normlarla yüzleşmeyi amaçlamaktadır.


Video: Ege Ebcin



Serginin son bölümü, Abramovic'in sanatsal araştırmaları doğrultusunda geliştirdiği bir dizi egzersizi içeren, ziyaretçinin dahil olduğu bir proje niteliğindeki Abramovic Metodu'na adanmıştır. Metot, ziyaretçileri geniş çaplı, ortak katılımlı bir tecrübede bir araya getirerek kendileriyle ve birbirleriyle bağ kurmaya davet ediyor.

Davetliler kişisel eşyalarını bir dolaba kitliyor ve bir odaya alınıyorlar. Her davetliye ses geçirmeyen bir kulaklık takılıyor. İçerideki ambiyansı özetleyecek olursak; Görevli arkadaşlardan biri size ellerini uzatıyor ve yönlendirmede yardımcı oluyor. Duvarlarda kırmızı, mavi ve sarı olmak üzere kağıtlar mevcut, hemen karşılarında ise sandalyeler var. İstediğiniz kadar oturup kendinizle baş başa kalabiliyorsunuz. Harekete geçtiğinizde ise sorumlu arkadaşlar tekrardan devreye giriyor ve bir masaya götürüyor. Masada mercimek ve pirinçler var, burada da insanlar kendine özgü ya şekiller yapıyor, ya taneleri sayıyor, ya da kötü parçaları ayırıyorlar. Bir de ayna metodu mevcut. Burada bir sandalyeye oturuyorsunuz, karşınıza tanımadığınız biri daha oturuyor ve göz teması ile karşılıklı iletişim kuruluyor. Bundan önceki İki Sanatçının Yıllar Sonraki Kavuşması yazımı okuduysanız Marina'da aynısını New York'taki Modern Sanat Müzesi'nde yapmıştı. Nedeni bilinmeyen bir şekilde eski aşkı Ulay bir anda çıkıp gelmişti. Kim bilir belki sergiye giden davetlilerin arasında da yıllardır görüşmediği birini tesadüfen görenler vardır :)

Bu anları bizzat yaşamış biri olarak şunu söyleyebilirim ki performans sanatçısı olmak büyük konsantre ve sabır gerektiren bir iş. Marina Abramovic ve bütün performans sanatçılarını tebrik etmek gerekiyor...

Son olarak eğer performans sanatçılığına ilginiz varsa, Marina Abramovic'in Duvarlardan Geçmek adlı otobiyografi kitabı mevcut. Abramovic bu kitapta sanat hayatını bütün samimiyetiyle ele alıyor. Ve kendisine önemli bir soru yöneltiyor: ''Sanat yaşamdan soyutlanabilir mi?'' Bu sorunun cevabı için, kendi benliğine dönüyor, hayatı boyunca sanat ile ilişkisini senelere ve sayısız performanslarına dayandırıyor.


Şebnem Dönmez ve Maria Herranz'ın performans videoları için sevgili Ege Ebcin'e çok teşekkür ederim.

0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör