• Hatun Vera Altunöz

Squid Game: Güney Kore Yapımı Bir Kalamar Oyunu

Okul temposunun da başlamasıyla birlikte artık yeterince öyle canımın istediği kadar film ya da dizi ne yazık ki izleyemiyorum. Halbuki önceden öyle miydi ? Pandemi sürecinin sanırım en sevdiğim yanı kendimle vakit geçirmeye aşırı derece zamanımın olmasıydı. O dönemde izleyeceklerimi belirleyip hiç vakit kaybetmeden - ki vakitten bol ne vardı - izlemeye koyulurdum. Şimdilerde ise iş hayatımın daha aktif olmasından kaynaklı dikkatimi çeken yapımlara öncelik vermeyi deniyorum. Bugün sizlere bahsedeceğim yapım da bunlardan bir tanesi olan :Squid Game





Hwang Dong- oyuk tarafından yazılan ve yönetilen Squid Game, son zamanların en çok konuşulan dizileri arasında. 17 Eylül'de Netflix platformunda yayına girer girmez hem ülkemizde hem de dünyada en çok izleyen dizi oluyor. Dizinin kadrosuna baktığımızda Lee Jung-jae, Park Hae-soo ve Wi Ha- join yer alıyor. Liste başında yer alan dizinin adı dilimize kalamar oyunu olarak çevriliyor. Bir oyun evet ama sıradan bir oyun değil. Böyle bir oyun yok diyorum ve diziyle ilgili detaylara geçiyorum. (Not : İzlemeyenler varsa yazı aşırı spoiler içermeyecek, yine de isterseniz izledikten sonra okumanızı tavsiye ederim.)


Esas olarak gizemli bir grubun para sıkıntısı çeken kişilere bir şekilde ulaşıp onları oyuna davet etmesiyle dizi başlıyor. Grup dediğim gibi o kadar gizemli ki oyunun amacına ya da oynanan bu oyunlar aracılığıyla ne yapmaya çalıştıklarına bir süre anlam veremiyoruz. Para sıkıntısı çeken kişilerin ortak yanı paraya muhtaç olmaları. Onları yaşadığı hayattan tek kurtaracak gücün para olduğuna inandıkları için koşulsuz oyun teklifini kabul ediyorlar ve kendilerini bir anda çocuk oyununun içinde buluyorlar. 40 milyon dolar ödüllü bir çocuk oyunu desem ne düşünürsünüz? Oldukça komik buluyorsunuz değil mi? Ama bildiğimiz türden bir oyun olmadığını daha ilk bölümde yer alan " Kırmızı Işık- Yeşil Işık" oyunundan anlıyorsunuz.





Oyunu oluşturan insanlar bu oyunu herkesten gizli yapıyor. Gizli yapmalarındaki esas neden oyunun normal bir oyun olmaması elbette. Basit gibi görünen bir çocuk oyunu adeta ölümcül bir oyuna dönüşüyor. Her bir oyun çocuk oyunlarından oluşuyor ve oyunda başarısız olanlar öldürülerek yakılıyor. Oyundan sağ çıkmak için başarılı olmak gerekiyor. Yüzlerce insanın katıldığı bu oyunu sadece 1 kişi kazanacak ve sadece o 1 kişi hayatta kalacak. Aşırı ürkütücü değil mi? İtiraf edeyim ilk bölümde "yahu bu dizi nereye varacak hiç bir şey anlamadım derken" bir anda basit ve korkutucu bir oyunla yüz yüze geldim ve dizide zaten o sahnenden sonra sarmaya başlıyor. Yeni başlayanlar birinci bölümü sonuna kadar izleyip öyle karar verin derim.


Para sıkıntısı çeken yüzlerce insan var ama tabi ki ön plana çıkan bir kaç karakter oluyor. Dizide en çok hoşuma giden bu karakterleri tanımak için geçmişlerine gitmemek oluyor. Bize karakterlerle ilgili aşırı derece bir şey anlatılmıyor, sadece ortaya konulan bir karakterler topluluğu var ve bunları sen kendince analiz et deniliyor. Bu durum özellikle beni sardı. Oyunculara baktığımızda hangisi iyi hangisi kötü ya da hangisi daha kötü vs. süreç içerinde tam olarak oturtuyorsun. Adeta gerçek bir hayatmış gibi. Gerçek hayatın bir çok farklı boyutuna yine dizi sayesinde tanık oluyoruz.




İnsan ilişkileri, güven ve çıkar. Hepsiyle ilgili ufak ufak göndermeler mevcut. Her oyunda farklı durumları yorumluyoruz ve özellikle bilye oyununda insanlar arasındaki çıkar ilişkisini daha net olarak görüyoruz. Kendi grubundayken sırf kendi çıkarı için yanında tuttuklarını bir süre sonra durum değişince ya da oyundaki kural gereği yanındaki kişiyi karşında bulunca insanın kendi çıkarları için nasıl değiştiğini görüyoruz bir nevi. Kendi çıkarları için karşısındakini hiç sayan bir düzen. İzlerken eminim bölümlerdeki bir çok sahneye şaşırıp kalacaksınız, şimdiden söyleyeyim. Heyecan ve gerilim yüksek tempoda ilerliyor ve sizi ekran başına kilitliyor.


Son olarak senaristin kafası için acayip diyebilirim. Hepimiz için oldukça masum olan çocuk oyunlarını bu hale getirip yazması beni oldukça hayrete düşürdü. Hayrete düşerek izledim ama yine de izleyip sevdim. Tabi ki okul çağındakilerin izlememesi ve bu dizinin onları kötü şekilde etkileyecek olması yönündeki yorumlara katılıyorum, o ayrı bir konu. Naçizane farklı tarzda dizi arayanlar varsa öneriyorum. Soluksuz izleyip diğer bölümde acaba beni ne bekliyor diye kendi kendinize soracağınızdan eminim. Tüm dünya izliyor, sen de hadi durma izle anlayışı ben de aşırı derece de olunca kayıtsız kalamıyorum. Ama iyi ki da kalmadım, keyifli bir hafta sonu dizisi oldu benim için. Şimdiden sizlere de iyi seyirler diliyorum!



0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör