• Sıla Sığırlı

Zarif Bir Sanat Dalı: Kore Kaligrafisi Seoye


Görsel: Xia Jing Shan夏荊山



Bir hafta sonu sabahı bana bolca Asya esintileri yaşatan ve Seoye olarak bilinen Kore kaligrafi sanatı (Korean: 서예; Hanja: 書藝) ile karşınızdayım bugün.


Kore kaligrafi sanatı, beyaz bir kağıda kendi alfabeleri olan Hangul karakterlerinin yapısal güzelliğini mürekkep ile ifade etme sanatı temelde. Fakat Asya kültüründe her şey bir mantık ve ideoloji üzerinde oturtulduğu için kaligrafi de sadece el yazısı ile yapılan teknik bir egzersiz değil, zihni eğitme ve disipline etme eylemi olarak görülür. Yazının bir fırça ile tasarlanıp ifade edildiği görsel bir sanat biçimi olan Doğu kaligrafisi, Batı kaligrafisinden farklıdır. Batı hat sanatı açık ve güzel bir biçimde kağıt üzerinde harfler oluşturmaya çalışıp sadece estetik olarak güzelliği hedeflerken, Doğu ülkelerinin hat sanatı hattatın duygularını ifade etmek için karakterlerin şekil ve anlamlarını kullanan zarif bir sanat biçimidir. Bu nedenle Asya kaligrafik çalışmaları açıkça onları yaratan sanatçıların kişiliklerini ortaya koymaktadır.


Benim kaligrafi deneyimim ise bir uzun zamandır görmediğim bir arkadaşım sayesinde gerçekleşti. Hem onunla vakit geçirmek hem de yeni bir şey deneyimlemek amacıyla bu maceraya atıldım.

Kapıdan içeri girdiğimiz anda sanki Koreli bir ailenin evine girmişiz gibi hissettik. Hocamızın nazik davranışları ile hemen ortama alıştık ve terliklerimizi ayağımıza geçirip çalışmaların yapıldığı odaya çıktık.

Hocamız aslen Koreli ama uzun zamandır Türkiye'de yaşıyormuş. Türkiye'yi çok seviyor, dilimizi güzel konuşmasından belli. Bize her şeyi bazen biraz yardımla o Korelilere özel şirin aksanıyla anlattı. Önce bir sunum açtı bize, neyin ne olduğunu anlatmak için.


Kaligrafi sanatında dört ayrılmaz arkadaştan bahsetti bize. Bu dört arkadaş kaligrafi yaparken kullandığımız malzemeler: fırça, mürekkep çubuğu, kağıt ve mürekkep taşı.


Hocamız bir taraftan sunumunu anlatırken bir taraftan da kullanacağımız malzemeleri koydu önümüze. Her şey öyle geleneksel ve öyle farklıydı ki. Önümüze konan kağıda dokunduğumuzda dokusunun farklılığını, fırçaların hem şekillerinin hem de sertliğinin farklı oluşunu hemen fark edebildik. Bu farklılıklar bizi ara ara alıp Asya'ya götürdü, sonra hocamızın sesiyle bulunduğumuz odaya geldik yine.



Fotoğraf: Sıla Sığırlı



Normalde Batı kaligrafisinde daha sert fırçalar kullanılırken, Asya kaligrafisinde daha yumuşak uçlu fırçalar kullanılıyormuş. Sonra iş mürekkep çubuğu ve taşını kullanmaya geldiğinde biraz afalladık. Daha kaligrafi hakkında bir şey bilmeden bana sorsanız, kullandığımız mürekkebi bir şişeden veya başka bir yerden döküp kullandığımızı canlandırırdım kafamda fakat Kore kaligrafisinde mürekkep ıslak taş üstüne, siyah dikdörtgen taşın sürtülmesi süreciyle elde ediliyormuş. Sonradan araştırdığıma göre, Kore mürekkep çubukları çam ağaçlarının islerinden yapılıyormuş ve is oluşturmak için odunu yavaş yavaş on gün yakmaları gerekiyormuş. Ayrıca mürekkep çubukları sadece soğuk kışlarda yapılabilirmiş, çünkü isin karıştırıldığı tutkal tamamen doğalmış ve sıcak havalar bu tutkalı hemen çürütüyormuş. Mürekkep çubuğu yapmanın yaklaşık olarak iki ay sürdüğü ve kullanıma hazır olana kadar düzgün bir şekilde kurutmak için ise neredeyse beş yıl beklemek gerektiği de olan bilgiler arasında. Bize basit gelen diğer kaligrafi malzemelerinin de üretimi en az mürekkep çubuğu kadar zahmetli olduğu için ne kadar özen gerektiren bir iş olduğunu siz düşünün!


Hocamız ilerleyen sunumlarda kendi yaptığı çalışmaları gösterdi. Birçok çalışmasının yanına suluboya çalışmaları da eklemiş. Diyor ki; bir şiir veya herhangi bir şey bana nasıl hissettiriyorsa fırça darbelerimi ve çizgilerimi o şekilde düzenliyorum. Mesela bir şiir daha mutlu, daha heyecan verici ise daha yumuşak fırça darbeleri, daha öfkeli ise daha sert fırça darbeleri gibi. Yani o şey bize ne hissettiriyorsa baktığımızda başka birinin de onu hissedebileceği şekilde çizmemizi söyledi.


Kaligrafi çalışmasının estetikliği yapısına bağlı olduğunu ekledi hocamız. Mesela nokta ve çizgilerin dengesi ve oranları (büyük/küçük veya uzun/kısa) yine boş alanların yerleri gibi. Ayrıca ritm ve akışa da bağlı olarak yani yukarıda da bahsettiğimiz gibi güçlü veya yumuşak darbeler ya da hızlı veya yavaş çizim gibi etmenlerle değiştiğini söyledi. Bu farklılıklar sonucunda kaligrafiyi yapan kişinin moduna göre farklı siyah gölgeleri elde edilmiş oluyormuş.


Daha sonra hocamız ilk denemelerimiz için bazı kelimeler verdi bize aşk, öfke, mutluluk gibi ve bu kelimeler ne hissettiriyorsa, kağıda bazı şekiller çizmemizi istedi. Bunları yapıp biraz fırçaya alıştıktan sonra iş artık kelimeleri belli bir kompozisyon içinde yazabilmeye geldi. Mesela kelimenin hissettirdiği şeye göre ilk hecesi büyük sonrakiler küçük veya tam tersi gibi. Tamamen nasıl hissediyorsak... Bu şekilde birçok çizim yapıp denedikten sonra iş profesyonel kağıda bunu dökmeye geldiğinde ilk kağıdımıza içimize sinene kadar çizip denemeler yaptık. Daha sonra bir başka kağıda da seçtiğimiz o kelimeyi yine bize hissettirdiği şekilde son şeklini çizdik.



Ben dalga anlamına gelen 파도 (pado) kelimesini seçtim. Bu da benim epey beceriksizce yaptığım ilk kaligrafim :)



Çizmek, yeni bir şeyi öğrenmek ve duyguların yeni bir ifade ediliş tarzını keşfediyor oluşumuz bizi daha çok istekli yaptığı için hocamızdan acaba kendi çizimlerine yaptığı gibi bizim amatör çalışmalarımıza da sulu boya resimler ekleyebilir mi diye sorduk.



Fotoğraf: Sıla Sığırlı



Çalışmalarımızın son hali



Her ne kadar amatörce olsa da orada o an bulunmaktan çok keyif aldım. Çizim yaptığım anlar benim için çok önemli bir insana kendimi yakın hissettiğim nadir anlardan. Ne kadar bu işi çok daha iyi yapmak istesem de her zaman pratik yapmak için yeterince zamanım olmuyor. Fakat bir sanat icra etmek, çizdiklerimizi duygularla karıştırıp aktarabilmek büyük bir beceri bence. İyi ki geldim, iyi ki bu farklı sanat dalını deneyimleme şansım oldu.


Eğer merakınız varsa size de kaligrafi sanatını deneyimlemenizi ve altında yatan mantığı iyice kavrayabilmenizi tavsiye ederim. Hem ruhunuzu hem de vücudunuzu dinlendirirken ortaya zarif güzellikler çıkartacağınıza eminim.


Gelecek yazıda görüşmek üzere!

0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör