• Ezgi Baltaeren

Sadece Bir Tişörtün Küresel Etkileri


Fotoğraf: Jill Levenhagen



Tekstil sektöründe ihtiyacın ötesindeki üretimin ve moda trendlerinin getirdiği aşırı tüketimin neden olduğu olumsuz çevresel ve sosyal etkilerin farkında mıyız?


Gözünüzün önüne bir tişört getirin… Evet, evet aynı üstünüzdeki gibi bir tişört! İşte o tişört dünya genelinde yılda satılan iki milyar tişörtten sadece biri…


Hepimizin en çok giydiği ve kolay bir şekilde tarzımızı yansıtan tekstil ürünlerinden birinin -bir tişörtün- nasıl ve hangi şartlarda üretildiğini, bize nasıl ulaştığını hiç merak ettiniz mi? Gelin moda sektörüne bu kez farklı bir açıdan bakalım. Tek bir tişörtün üretim aşamalarını ve bunların yarattığı çevresel ve sosyal etkileri küresel boyuta inceleyelim…


Sadece basit bir pamuklu tişörtün üretimi için gerekli olan pamuk tarımı, genelde Hindistan, Çin ya da Amerika’da yapılır. Pamuk; yetiştirilirken çok fazla suya ihtiyaç duyar ve verimin artması için yüksek oranda kimyasal tarım ilacı kullanılır. Dünyada su tüketiminin %71’inden tarımsal süreçler sorumludur. Ayrıca, tarımda fazla kullanılan kimyasal ilaçlar ekosisteme büyük zararlar vermekte ve insan hayatını da tehlikeye atmaktadır.


Pamuk toplandıktan sonra ise üretim sürecinin bir başka kısmı başlar: pamuğun dağıtımı. Bu kısımda, toplanan pamuklar tekstil atölyelerine doğru yola çıkar. İplik haline getirilen pamuklar, atölyelerde kumaş formuna getirilir ve çeşitli kimyasallar ile renklendirilir. Bu aşamada kullanılan kimyasalların çoğu ise cıva ve kurşun gibi kansere sebep olabilecek içerikler barındırır. Bunun yanı sıra, bu atölyelerin kimyasal atıkları da çevresel açıdan zararlıdır, hem denizleri hem de havayı büyük ölçüde kirletir.


Henüz bir forma bile kavuşmadan büyük ölçüde kirlilik yaratan kumaşların yolculuğunda bir sonraki durağı ise dikim fabrikalarıdır. Dünyanın çeşitli yerlerine ulaşan kumaşlar çoğu zaman insan eli ile dikilip şekillendirilerek bizim kullandığımız haline getirilir. Örneğin bir tişörtün dikimi, insan gücünün kullanılması ile mümkündür. Fakat verilen emek karşılığını her zaman buluyor mu derseniz, cevap maalesef ‘hayır’. Özellikle ekonomik olarak zor ekonomik koşulların geçerli olduğu gelişmekte olan ülkelerde tekstil sektörü çalışanları düşük maaşlarla ve kötü sosyal koşullarda çalışmaktadır. Bu gibi ülkelerde, aşırı tüketimden dolayı ihtiyaç duyulan işgücünü genellikle çocuklar karşılar. Tekstil sektöründe 15 yaş altında fiziksel ve ruhsal gelişimine zararlı işlerde çalışan milyonlarca çocuk işçi bulunur. Tüm bunlar tekstil sektöründeki aşırı tüketimin neden olduğu sosyal problemlere örneklerdir.


Üretim aşamasından sonra da tişörtün yolculuğu ve bununla beraber yol açtığı olumsuz etkiler devam eder. Üretilen tişörtler çeşitli ulaşım araçları ile ülkelerden ülkelere dolaşır. Özellikle hava yolu ile yapılan nakliyat süreçleri, yüksek karbon emisyonlarına ve çevresel kirliliğe neden olur. Bu devasa dolaşım; tişört üretiminin dev bir karbon ayak izine dönüşmesinin en büyük etkilerinden biridir. Toplumun gittikçe artan tüketim alışkanlığı, sezonluk trendler ve indirim furyaları karbon ayak izinin yıllar geçtikçe büyümesine sebep olmuştur.


Bu süreçlerden sonra, tişört son olarak kendini mağazada bir reyonda bulur. Artık tüketici ile buluşmaya hazırdır. Fakat maalesef tüketici bunu satın aldıktan sonra da, tişörtün çevreye olan zararları devam etmektedir. Evlerimizde hepimizin kullandığı çamaşır makinesi tek bir yıkamada neredeyse 56 litre su harcar. Ayrıca yüksek miktarda enerji tüketir. Eğer çamaşırlarımızı kurutma makinelerinde kurutuyorsak kullandığımız enerji beş kat daha artmaktadır. Özetle, satın alınan tişörtün temizlenmesi dahi çevreye olumsuz etkiler bırakmaktadır.


Tek bir tişörtün üretim aşamaları için gereken toplam su miktarı 2.700 litre civarındadır. Bu da neredeyse 13.500 bardak su anlamına gelir.


Aşırı su kullanımı, tarım ilaçları, çeşitli kimyasallar ve enerji tüketimi gibi konular modanın, dünyayı en fazla “kirleten” ve karbon emisyonunun artmasına neden olan ikinci sektör olmasına yol açmıştır.


Bu durumu değiştirmek yine bizim elimizde!


Öncelikle talebin arzı doğurduğunu mutlaka hatırlamalıyız. Tüketim alışkanlıklarımız, “bolluk” isteğimiz, diğer sektörlerde olduğu gibi tekstil sektöründe de aşırı üretime ve israfa neden olmaktadır. İhtiyacın ötesinde üretilen her bir ürün; su ve enerji tüketimi, kimyasal kullanımı açısından çevresel ve üretim aşamasında görev alan insanların çalışma koşulları açısından sosyal etkileri beraberinde getirmektedir.


Hayatınızda yaptığınız birkaç ufak değişim ile modanın çevreye ve insanlara olan olumsuz etkisini azaltabiliriz. Örneğin;


  • Geri dönüştürülmüş iplikler kullanılarak üretilen tekstil ürünlerini tercih edebiliriz.

  • Organik kumaşlara yönelebiliriz.

  • Alışverişlerimizi ikinci el sitelerinden yapabiliriz.

  • Kullanmak istemediğiniz tekstil ürünlerini geri dönüştürebilir veya başka alanlarda kullanabiliriz.

  • Hatta çamaşırlarımızı kurutucu yerine, asarak kurutabiliriz.


Fakat yapabilecekleriniz arasında en önemlisi, bir daha ki sefer eliniz o tişörtü satın almaya gittiğinde kendimize sadece şunu sormak: “Buna ihtiyacım var mı?” ve “Gerçekten değer mi?”.

0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör