• Yağmur Kaya

huzuru buldum ama ceplerime dolduramıyorum

“Bütün gün aynı masanın başında oturdum, tramvay bir, iki, üç, ... otuz dört kere geçti. Kilisenin çanını duydum ara sıra, ara sıra karşı apartmanda kurumaları için asılan çarşafların sallanışını izledim. Sonra ben de gittim.”



Soğuktu, yalıtmıştı sanki kalbini. Ona dokunduğumda buz soğukluğunda suya girmiş gibi ürperiyordum. Dokunmayı seviyordum da en az sabahları kahve içmeyi sevdiğim kadar.

Ellerime biraz toprağından ufalamıştı, ben tam toza alışmış, kendi toprağımı verecekken ona, gitti. Sabah işe gidecekken uyuyakalmış bir insanın telaşıyla gitti.

Çalan kapıları açmak istemedim önce, evi dağınık bıraktım, sonra manavın kirazları tek tek nasıl dizdiğini izledim sabah yürüyüşlerinde. Bütün gün aynı masanın başında oturdum, tramvay bir,iki,üç, …otuz dört kere geçti. Kilisenin çanını duydum ara sıra, ara sıra karşı apartmanda kurumaları için asılan çarşafların sallanışı izledim.


Sonra ben de gittim.


“Bu yol nereye çıkıyor acaba?” “Bilmiyorum, bakalım mı?” “Bakalım.” “Nereye dönelim?” “Sol yap bakalım nereye gidiyor.”

























































































































Asfaltın, yerini toprak yola bıraktığı, yunan radyolarında neşeli şarkıların çaldığı, insan sayısının bir elin parmaklarını geçmediği bir yere.


Kumsalın kumlardan değil, minik deniz minarelerinden ve deniz kabuklarından olduğu bir yere. Kabukların arasına salıveriyorum her şeyi, gömüp gideceğim hiç bir şey kalmayacak geriye. Sadece tanıdık bir şarkı olacak dudaklarımda.


Çıt, yok. Arada bir çakmak sesi duyuluyor, bir de kahve bardağının, tabağına otururken çıkardığı tıkırtı bazen.

Ara sıra buraya kaçmanın, belki bir iki kadeh bir şeyler içmenin hayallerini kuruyorum. Yanımda olmasını istediğim kim varsa birer birer oturuyor masaya.


“Neden bu kadar çok ağlıyorsun?” diye sormuştu gitmeden. Kaybettiğimi hissettiğimde ya da elimden bir şey gelmediğinde ağlıyorum ben, çocukluktan kalma bir alışkanlık herhalde.


Ufuk çizgisini arkamda bırakarak, geldiğim yolları bulmaya çalışıyorum.


Huzuru buldum ama ceplerime dolduramıyorum.

0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör