• Yağmur Kaya

John Berger: Basit Kelimelerin Sihirli Kullanımı ve Uzak Bir Dost



Şanslıydım, John Berger’la tanışmam lise zamanlarımda oldu, nispeten erken. O zamanlar da kitapçıda dolanıp, kitaplara biraz da kapağına göre çekilme alışkanlığım olduğu için, G. kitabının kapağını görür görmez etkilenmiştim, arka sözü yoktu, ben de ilk sayfayı açıp okumuştum. Bana göre kitaplar da, diğer şeyler de biraz “nasıl başlarsa öyle gider”di o zamanlar. John Berger’la tanışma kitabım G. olmuştu yani, şimdi düşününce bugünkü bakış açımla ve olgunluğumla tekrar okumam gereken bir kitap aslında.


İyi bir yazara tutunmak, iyi bir dostla sessizce sohbet etmek gibi geliyor bana. Birkaç kitabım vardır döne döne sayfalarını aşındırdığım, sürekli alıntılar yaptığım, bunlardan biri “O Ana Adanmış”, biri “Ve Yüzlerimiz, Kalbim, Fotoğraflar Kadar Kısa Ömürlü”.


Berger Türkiye’ye, Yankı Yayınları’nın 1974’te Sanat ve Devrim ile giriş yapsa da, asıl çıkışını 1978’de basılan Görme Biçimleri ile yapıyor. Sonrasında kitabı keşfeden Müge Gürsoy Sökmen (Metis’in kurucu ortağı ve editör) ve arkadaşları, okuru Berger’la daha tanıştırma arayışına giriyorlar ve ortaya “O Ana Adanmış” çıkıyor. Bu kitap aslında bir orijinalden çeviri değil, tamamen Metis Yayınları’nın derlemesi bir kitap. Daha sonrasında çevirmen Cevat Çapa’nın John Berger’la tanışıklığı sayesinde Metis’le kurulan ilişkiler sonucu zamanla diğer kitapları da çevriliyor ve Türkiye, John Berger’ın en çok okunduğu ülkelerden biri haline geliyor.


Ekstrem insanların, gerçek dışı hayatlarını anlatmıyor. Günlük hayatın içinde, sıradan olayları bu kadar yalın bir dille ama bu kadar dokunarak anlatması, yazarlığının yanı sıra sanata karşı bakışı, her şeye farklı taraflarından da bakabilen değişik bakış açıları, insanların yoksulluğunu, yaşayışlarını da kendine dert eden siyasi yanı, olağanüstü hikaye anlatıcılığı, elinden çıkan her eskiz ve tüm bunlara ve daha fazlasına rağmen, tanıyanların ne kadar alçakgönüllü olduğunu anlatması, John Berger’a hayran olmak için en temel sebepler.


Okuduğum kitaplarından altını çizdiğim ve sıklıkla hatırladığım bazı alıntılara geçeceğim ama öncesinde izlemek isteyenler için, kendi hazırlayıp sunduğu, yapımcılığını Mike Dibb’in yaptığı, 4 bölümden oluşan “Ways Of Seeing” Belgeselini Türkçe altyazılı olarak izleyebilirsiniz:



Çok karışık gelirse ve çeviriye ihtiyacım yok derseniz 4 bölümü, ayrı videolar olarak izleyebilirsiniz:




Bir de “The Seasons in Quincy: Four Portraits of John Berger” adlı, Tilda Swinton’ın yazdığı ve yönettiği, 2016 yılında yayınlanan, John Berger’ı anlatan bir belgesel var. Ülkemizde de 2016 yılında If! İstanbul kapsamında gösterilmişti. Şimdi çeşitli platformlardan belirli ücret karşılığı izleyebiliyorsunuz. Ben bu belgeselin varlığını geç öğrendim ve öğrendiğimden beri arıyorum ama hala izleyemedim. Akıllara ilk gelen dizi-film izleme platformlarında var ama bulunduğumuz bölgede ulaşılabilir değil, bir sürü şeyi denedim, bir türlü izleyemedim. Bir belgesele ulaşmak için bu çağda, bu kadar uğraşılıyor olmasına da küçük bir serzenişte bulunayım buradan.


Bu kitapların hepsini sil baştan, bugün, bugünkü aklımla okusam aynı yerlerin altını çizer miydim? Bilmiyorum. Hepsine tek tek bakarken “bu neden hoşuma gitmiş acaba o an” dediğim olmadı. Muhtemelen altı çizili satırların fazlası olurdu, eksiği olmazdı.














Bonus Ara Güler'in arşivinden John Berger portresi



0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör