• Yağmur Kaya

Fotoğrafın Bulunuşu ve Tarihteki İlk Fotoğraflar

Joseph Nicéphore Niépce (1765-1833), 1826 yılında tarihteki ilk fotoğrafı çekmesi ile tanınan Fransız mucit. Nesnelerin görüntülerini kalıcı olarak bir yüzey üzerine kaydedilmesi ise ilgili birçok araştırmacının da yaptığı çalışmalardan yararlanarak ilk görüntü kaydını gerçekleştirmiştir.


Başlarda taşbaskı olarak bilinen litografi yöntemini kullanarak, doğrudan kopya elde etmeyi deniyordu. Bu çalışmaları “point de vue” yani bakış açısı olarak biliniyor. Sonrasında ise Helyograf (güneş yazısı) olarak adlandırdığı gravür yöntemi ile fotografik reprodüksiyonlar elde etmeyi başardı.


Tarihteki ilk fotoğraf, 1826

View from the Window at Le Gras / Le Gras’da Pencereden Görünüm

(Helyografi)



Niépce 8 saatte elde ettiği ilk fotoğraftan sonra denemelerine devam etti ve pozlama süresinin uzun olmasından dolayı ilk footrğaftaki kadar gölgelerden etkilenmeyen başka fotoğraf denemeleri yaptı. Bunlardan en net olanlarından biri "Sofra" olarak adlandırdığı diğer helyografi. Üzerinde şişenin, çatal bıçağın, kasenin ve kadehin net olarak seçilebildiği, ilk denemeye göre çok daha başarılı bir çalışma.



Helyografi fotoğrafı, 1827

La Table Servie / Sofra



Taşbaskı tekniğinde önce çizim yapılması gerektiğinden, yapan kişinin çizim yeteneği olması gerekiyordu. Niépce de çizim yeteneği olmadığı için bu tekniği çizim yapmayı gerektirmeyecek şekilde geliştirmeye başladı. Bu yenilikler taşın yüzeyine çizim yapmadan resmi aktarmak ve resmi aktardığı yüzeyin hafif olmasını içeriyordu. Bunun için çizimi elle yapmak yerine, güneş ışığına işlettirecek bir sistem düşündü. Bunun için ışığa hassas yüzeyler gerektiğinden, denemelerini gümüş tuzlarıyla ışığa duyarlı hale getirilmiş yüzeylerde yaptı. Işığa duyarlı gümüş tuzları ile yapılan çalışmalar Arap Simyacı Câbir bin Hayyan'dan beri bilinmekteydi ancak Niépce, karanlık kutuyu kullanarak bu çalışmalar doğrultusunda kalıcı görüntü elde etmeyi başardı.


Önce "retinas" olarak adlandırdığı, negatif görüntüyü buldu. Ancak henüz görüntüyü nasıl kaydedeceğini bulamadığı için, ışığa duyarlı yüzey fazla ışığa maruz kaldığı zaman görüntü kararıyor ve kayboluyordu. Sonrasında doğrudan pozitif görüntü elde etmek için çalışmalarına devam etti ve gümüş tuzları dışında başka maddelerle çalıştı. Sonunda ışıktan etkilendikçe beyazlaşan ve çözünmeyen, lavanta özünde eritilmiş kömür tozundan oluşan yahuda bitümüne ulaştı.


Ancak 1833'te Niépce'in hayatını kaybetmesi ile, çalışmaları 1829'da çalışıp birlikte çalışmaya başladıkları L. J. Mandé Daguerre devam ettirir.


Daguerre ise resim, mimarlık ve sahne tasarımı üzerine eğitimleri olan, hayatını panorama ve diyorama gösterileri ile sürdüren bir ticaret insanıdır. Niépce 1829 yılının Aralık ayında “Helyografi Üzerine Notlar” başlığı altında, yaptığı çalışmaları detaylı şekilde anlattığı notları Daguerre'ye gönderdiği için, çalışmaları devam ettirecek bilgiye ve donanıma sahipti.


Daguerre da yaptığı çalışmalar netincesinde levha üzerinde gözle görmenin mümkün olmadığı ancak bazı kimyasal işlemlerden geçtikten sonra görünür hale gelen gizli görüntüyü buldu. Bu işlem günümüzde bildiğimiz fotoğraf banyosunun temelleriydi. 1837 yılında bulduğu, Dagerotip adı verdiği yöntemle pozlama süresini kısalttı, buna bağlı olarak hava koşullarından, gölgelerden daha az etkilendiği için daha net görüntüler elde etti.



Tarihteki ilk insanlı fotoğrafı, 1839

Boulevard du Temple / Paris Bulvarı

(Dagerotip)



Pozlama süresi uzun olduğu için geçen arabalar ve insanlar fotoğrafta görünmemiştir. Ancak en dikkat çeken şeylerden biri sol alttaki ayakkabısını boyatan adam ve boyacı. Uzun süre sabit/küçük hareketlerle oldukları yerde kaldıkları için fotoğrafta görünmüşlerdir.


Sonraki süreçlerde ise dagerotip geliştirilmeye ve yaygınlaşmaya başladı. Bu sırada Fox Talbot, dagerotipten farklı bir çalışma mekanizmasına sahip olan kendi buluşu Kalotip'in 8 Şubat 1841'de patentini aldı. Bu şekilde dagerotipin aksine, negatif görüntüler elde edilmeye başlandı ve bu sayede fotoğrafın çoğaltılması mümkün oldu.


Fotoğraf tarihinde sonraki en önemli gelişmelerden biri ise renkli fotoğrafın bulunması. Bu da 1861'de matematikçi ve fizikçi James Clerk Maxwell sayesinde oldu. Ekose kumaştan yapılmış bir kurdelenin fotoğrafını kırmızı, mavi ve sarı filtrelerle çekip birleştirerek ilk renkli fotoğrafı elde etmiş oldu.



Tarihteki ilk renkli fotoğrafı, 1861

Tartan Ribbon / Ekose Kurdele

0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör