• Yeşim Yüksel

Aşk Ve Hafızanın Birbirine Kafa Tuttuğu Hikaye: Eternal Sunshine Of The Spotless Mind




Bilimkurgu ve romantik dramı buluşturan, üstüne çokça aşk ve pek çok duyguyu aynı anda izleyiciye aktarmayı başaran, adını altın harflerle kült filmler arasına yazdıran Eternal Sunsine Of The Spotless Mind, Türkçe ismiyle Sil Baştan filmini sizler için mercek altına aldık.


Yönetmen koltuğunda Michel Gondry'ni gördüğümüz filmin senaryosu ise, Michel Gondry, Charlie Kaufman ve Pierre Bismuth’a ait. Bu denli yetenekli insanların bir araya gelerek oluşturduğu bu senaryo, beyaz perdeye de oldukça yetenekli ve başarılı oyunculuklar sergileyen kişiler tarafından aktarıldı. Başrollerinde Titanik’in biricik Rose’u Kate Winslet, Truman Show’un efsane oyuncusu Jim Carrey’i izliyoruz. Winslet ve Carrey dışında diğer oyuncu seçimlerinin de ustaca yapılmış olması göz dolduruyor. Yüzüklerin Efendisi’nden tanıdığımız namı değer Frodo Baggins yani Elijah Wood, Örümcek Adam’ın Mary Jane’i Kirsten Dunst ve Marvel Sinematik Evreni’nin Hulk’ı Mark Ruffalo, oyunculuklarıyla filmi daha da tepeye taşıyor.


Bilimkurgu ve romantizmi harmanlayarak alışılmışın dışında bir konu ile karşılaştığımız Eternal Sunshine, izleyiciyi sürekli şaşırtarak ters köşeler yaptırıyor. Sıradan bir aşk hikayesini bir zincir edasıyla anlatmak yerine gerek konusu gerekse anlatış tarzı ile şaşırtmayı oldukça başarıyor. Zaman sıçramalarına bolca yer vererek izleyici düşündürürken diğer yandan ise, ipuçları vermeyi de ihmal etmiyor. Kate Winslet’in Clementine ve Jim Carrey’nin Joel karakterleriyle karşımıza çıktıkları ilk andan itibaren, bizlere nefes kesici bir hikâyeyi bir çırpıda vermeyi başarıyorlar. Clementine ve Joel’nun yaşadığı aşk, içinde birçok duyguyu barındırırken, bu ikilinin birbirini tamamlama çabası da izleyiciye aktarılıyor. Bu tutkulu aşkın belli bir süre sonra raydan çıkması, iki aşığı teknolojinin yepyeni bir oyunuyla tanıştırıyor. Gelişmiş teknolojinin bir hüneri mi yoksa cezası mıdır bilinmezken, istenmeyen yaşanmışlıkları sildirmek artık gerçek oluyor. Clementine ve Joel’nun birbirlerini unutmak için verdikleri mücadelenin sonu hafıza kaybı olurken aslında aşkın, tutkunun, sevginin, mutluluğun bir çırpıda ya da teknolojinin yarattığı bir icatla yok edilemeyeceği bir kez daha anlaşılıyor. Birbirine zıt bu iki karakterden Joel oldukça sakin, sessiz, tedirgin ve hatta utangaç biriyken, Clementine ise karşımıza Joel’in tam tersi bir kişilik olarak çıkıyor. Macera yaşamayı seven ve hayatını kendi dürtülerine göre şekillendiren Clementine’ın bu renkli yaşantısını yine kendisi kadar renkli saçlarıyla anlıyoruz. Farklı renklerle ve farklı zamanlarda karşımıza çıkan Clementine, Joel ile ilk buluşmalarında yeşil, hayal edilen sahnelerde kırmızı, ilişkilerinin devam süresinde turuncu ve yeni tanışma sahnelerinde ise mavi renkli saçlarıyla izleyiciyle buluşuyor. Bu renkli saçların belli dönemleri anlatması ise, aslında filmin ne kadar ince düşünülerek oluşturulduğunun bir kanıtı olduğunu belirtiyor. Yeri geldiğinde renkli sahnelerle güldüren, yeri geldiğinde ise duygusal sahnelerle gözleri dolu dolu yapan Eternal Sunshine, herkese anılarıyla korkmadan yaşamayı öğütlüyor. Sizde eğer bu duygu patlaması yaşatan filmi henüz izlemediyseniz Joel ve Clementine’ın asla unutulmayacak hikayesine en kısa sürede ortak olmayı unutmayın.




0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör