• Nurhilal Önür

Şehirle İç İçe Bir Sanatçı: Edgar Degas

İzlenimcilik akımının en önemli temsilcilerinden biri; Edgar Degas'tir. Edgar Degas'i diğer izlenimcilerden ayıran, diğer ressamlarda gözümüzün alıştığı kırlarlardan, bahçelerden, denizlerden ziyade, Paris'in kafelerinde oturan insanları, opera salonlarını, balerinleri, at yarışlarını resmetmesidir.


Edgar Degas 1834 yılında zengin bir bankacının oğlu olarak Paris'te doğmuştur. Babasının İtalya'da doğup orada yetişmesi, sanatsever bir insan olmasını sağladı. Bu sayede aslında oğluna da sanatseverliği kendisi aşıladı. İyi bir mesleğinin olması için hukuk fakültesine kayıt yaptırıldı fakat orada 1854 yılına kadar durabildi. Hukuk fakültesinden ayrıldıktan sonra Güzel Sanatlar Akademisi'ne yazıldı.


1860 yılında hem orada yaşayan akrabalarını ziyaret etmek, hem de büyük ustaların şaheserlerini görmek için İtalya'ya gitti. İtalya'da hem akraba, hem de tanıdıklarının portrelerini yapmaya başlayan sanatçı, Paris'e döndükten sonra 1869 tarihine ait olan Emma Dobigny'nin Portesi'ni yaptı.



Emma Dobigny'nin Portresi | 1869 | Özel Koleksiyon



Sanatçının önemli resimlerden biri olan New Orleans Pamuk Pazarı Borsası, yeni bir görüşü benimsediğini açıkça ortaya koyar. 1873 yılında pamuk ticareti yapan kardeşlerinin yanına New Orleans'a gider. Kardeşlerinin iş yerinde yaptığı eskizlerle, bu tablo doğmuş olur. Bu tablonun önemli olmasının bir sebebi de Edgar Degas'in müzeye kabul edilen ilk eseri oluşudur.



New Orleans Pamuk Pazarı Borsası | 1873 | Musée du Beaux-Arts de Pau



Hem hayran bırakan, hem de bazı çevreler tarafından çok kötü karşılanan, 1893 yılında yaptığı Absent İçenler tablosu eleştirmenlerin hedefinde oldu. Bunun asıl nedeni, içkilerin en serti olan absentin günlük bir konunun içinde olmasıydı.


Absent İçenler | 1876 | Musée d'Orsay, Paris



Edgar Degas'in, konularını günlük hayatın içinden aldığını söylemiştim. Günlük hayatın içinden olan bu konular doğal olarak gerçekçiydi ve yine diğer izlenimci ressamlardan bu şekilde ayrılmış oluyordu. Danslar ve balerinler çok sık eserlerinde gördüğümüz temalardan biriydi.



Dans Sınavı | 1880 | Denver Art Museum



Bale salonları, at yarışları ve diğer temalardan sonra dikkat çeken bir diğer teması çıplaklardır. Sanatçıyı anlamamız için bu eserleri de büyük önem teşkil eder.



Banyodan Sonra Kahvaltı | 1883 | Özel Koleksiyon



Yarış Atları | 1895-1899 | National Gallery of Canada, Ottowa



Resimlerindeki temalardan başka, diğer sanatçılardan ayrılan bir diğer yanı da; Avrupa müzelerini ince ayrıntılarıyla dolaşarak, tarih boyunca yapılmış eserleri çok iyi incelemiş olması. Modernlerin moderni olarak ün salmış, ''contemporian'' yani ''çağdaş sanatçı'' adını en erken kazananlardan biri olmuştur.


1870'lerden itibaren gözlerinden şikayet etmeye başladı. Görme kabiliyeti azalıyordu. Bundan dolayı yağlı boyalardan ziyade pastel boya ile resim yapmaya başladı. Pastel boya mecburiyeti en güzel başyapıtlarını vermesini sağladı. Gözlerinin bu rahatsızlığı kimliği haline gelen şehir temalarından onu ayırıyordu. Bundan dolayı çıplaklar temasına daha çok döndü. Durumu daha kötüye gidince sağlığında bronza döktürememiş olsa da heykeller yaptı. 1912'den sonra artık hiç bir şey yapamaz oldu. Hem gözleri tamamen kör oldu hem kulakları sağır. 26 Eylül 1917'de öldüğü zaman, çoğu eseri müzelerin duvarını süslemekteydi.

0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör