• Şenay Ocak

Caz Müzikte Eleştiri Sorunsalı


Louis Armstrong / Fotoğraf: David Redfern



“Eleştiri” kavramı tüm sanat dallarında olduğu gibi müzikte de olumsuz olarak yer etmiştir pek çoğumuzun aklında. Bu kavramı günlük hayatımızda da pek çok cümlede böyle kullandığımız için, “sanata ve sanatçıya yönelik olumlu olmayan ve eksik yönlerini irdeleyen" bir ifade türü olarak algılarız çoğu zaman. Etimolojik olarak eleştiri kavramı, sanatta kullanımından bu kadar farklıyken, sanatçının dönemi, edindiği prensipler, izlediği akımlar, üslubu, biçim faktörleri de işin içine girdiğinde, bu kavrama kesin bir yargı bulmak ve onu açıklamak giderek zorlaşacaktır.


Özellikle Caz müzik gibi bir çok müziğin sentezi olan ve onu besleyen öğelerin kullanımının sanatçıya bırakıldığı bir müzik tarzında, dinleyicinin belirli bir alt kültüre sahip olması “doğru eleştiri“ için şarttır.


Eleştiri kavramına tekrar dönecek olursak, sanatın ve sanatçının performanslarının olumlu ve olumsuz yönlerini objektif şekilde sunarak, sanatı ve sanatçı kavramını daha anlaşılır kılmayı ve sanatçıyı daha verimli hale getirmeyi hedefler. Tek başına, bir performans üzerine “olumsuz” yorum yapmak, “eleştiri“yi kavramsal açıdan da geçersiz kılar.


Arthur Schopenhauer’a göre “dünyayı sanatla anlamak” öz kavramına dayandırılır. Ve öz kavramı doğada da bir kişiyi veya bir şeyi, birbirinin zıttını vererek açıklamıştır. Dünyada iyi ve kötü kavramı birbirini tamamlarken, aynı zamanda etki-tepki kanununa göre de iyi ve kötü olarak yapılan her eylemin etkisel ve tepkisel alanları farklı farklı olacaktır. Böylece birbirinin aksini oluşturarak aynı zamanda bütünlük yakalayacaklardır.


Sanat kavramı soyut olanın somut olarak ifadesini oluştururken, sanatçıyla bağ kurarak kendindeki zıtlıkları yansıtır ve eleştiri malzemesini hazırlar.


Aynı zamanda sanat fazlasıyla öznel ve kişinin iç dünyasının dışa vurumuna kanal olan en etkili yol olacağı için, özellikle “sanat eleştirisi” yapıcı ve eksiklikleri tamamlamaya, ifade gücünü yükseltmeye faydalı olacak şekilde tasarlanmalıdır.


Caz müzik, 1800’lü yılların sonunda New Orleans’da köle olarak çalıştırılmış siyahi insanların, Afrika kökenli müzik ve ritimleriyle dönemin popüler müziklerini doğaçlayarak elde ettikleri müzik tarzıdır. Caz zaman içinde ortaya çıktığı ilk “klasik” halinden oldukça farklılaşmış, dünyanın çeşitli yerlerinde farklılık gösteren üsluplara bürünmüştür.


1920’lerde Swing dönemi olarak ortaya çıkan, eğlenceli ve dans ritimleriyle buluşan müzikal şarkıların, Big band orkestralarıyla icra edilen dönemi oldukça değişmiş; modern tınıların, ajilitenin, yerel müziklerin, elektronik müziğin de işin içine girdiği füzyon bir müzik tarzı olarak günümüze taşınmıştır.


Zaman içinde her caz grubu ve müzisyeninin kendi tarzına yönelik eğilimleri karşımıza çıkmış, kişisel müzik zevkleri söz konusu olmuştur.


Dolayısıyla caz gruplarının ve konserlerinin takibini yapabilmek için öncelikle caz müziğin hangi dönemlerinin ve stillerinin müzik zevkimize hitap ettiğini bulmamız büyük önem taşır. Bunu yapabilmek için ise her döneme ait önemli caz müzisyenlerini dinlemek ve kulak dolgunluğuna ulaşmak çok faydalı olacaktır.


Caz stillerinin yanı sıra, Avrupa‘da doğaçlamaya dayanan ve içinde çeşitli tarzları barındıran çağdaş müzik eğilimli yönelimler vardır. Bunları “ECM” plak şirketi kendi bünyesinde toplamış ve müzikseverlerin beğenisine sunmuştur. Modern dünyada caz kavramının geleneklerden kopması gerektiğini savunan müzisyen ve dinleyicilerin desteklediği, küreselleşen dünyaya ayak uydurmanın gerekliliğine inanan topluluğun savunduğu bu fikir, herkes için yoruma açık şekilde halen varlığını sürdürmektedir.


Yine de tüm bu çeşitliliğin içinde “özgürlük” ve “özgün ifade” kavramlarından ödün vermeyen caz müzik, felsefesini hem sanatçı için hem dinleyici için koruyacak yegane alanlardan biridir.


Sanatçı ve dinleyiciyi de ifade edilen dönem ve stil başlığı altında toplayan caz, bu anlamda da felsefik olarak “birlik ve bütünlük” mesajını verir.


Caz müzik tarihinde ve ortaya çıkışında çok önemli bir müzik adamı olan Louis Armstrong “dünyada yalnızca iki tür müzik vardır; iyi müzik ve kötü müzik...” diyerek bu anlam karmaşasına, dönemin en başında noktayı koymuştur. Yine de müziği güzel yapan estetik öğe ve kavramlar, aynı zamanda ruh halimize hitap eden doğru icraların ayırt edilmesinin gerekliliği, yine caz müzik gibi öznel olarak her bireye özgürlük alanı sağlayan bir müzik tarzında önemini arttırmıştır.


Doğru yaklaşım ve tutum ile cazda olduğu gibi sanatta da her birimizi çoğaltan, ifademize ve ifade özgürlüklerimize kavuştuğumuz nice “eleştiri “ ve “eleştirmen” ile sanat dolu günlere...

0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör