• Arya Su Altıoklar

Atlatanların Tecrübeleri ile Korona Günlükleri


Fotoğraf: Genevieve Blais



Bir çoğumuz için epey bir süredir televizyonda yalnızca rakam olarak çıkan covid pozitif sayısı artık hem yakın çevremize, hem başımıza gelmiş bulunmakta. Bu süreci birebir deneyimlemiş ve yakın çevremi de zor duygularla baş başa bırakan korona illetiyle ilgili bir yazı yazmak istedim.


“Tat, koku alıyorum tamam o zaman muhtemelen üşütmüşümdür.” cümlesini siz de ben de sıkça duyar olduk. Covid-19 maalesef bir tuhaf. Her bünyede bambaşka etkilere sebebiyet veriyor. Ben yalnızca çok hafif bir yorgunluktan şüphelenerek (hatta enerjim yerine gelsin diye o halde spor bile yapmıştım 2 saat ve iyi de gelmişti) yaptırdığım test sonucu korona olduğumu öğrenmiştim.


Geçtiğimiz haftalarda bir anket yapmaya karar verdim. Bu tuhaf virüsün sürecini deneyimleme farklılıklarını gelin benim bilimden uzak, meraka yakın araştırmamla irdeleyelim.


Not: Aşağıda okuyacağınız hiçbir veri öneri veya yönerge içermez.


  • %90’ı 18-30 yaş ve altı,

  • %10’u 30-45 yaş arası

covid atlatmış insanlara bir takım sorular yönelttim. Ankete katılanların %70’ini kadınlar, %30’unu erkekler oluşturdu.



Nasıl test olmaya karar verdiler?

Covid-19 hastalığını aktif olarak geçirip geçirmediğinizi biliyorsunuz ki PCR, yani sürüntü testiyle öğrenebiliyorsunuz. Şu anda aktif olarak hasta olup olmadığınızı anlamanın en güvenilir yolu bu. Kan testleriyle yakın & uzak geçmişte bu hastalıkla karşılaşıp karşılaşmadığınıza ve antikor seviyenize bakıyor. Bu bilgiyi bilmeyen ve kan testi negatif çıktı diye kendinde korona virüsü olmadığını düşünen bir sürü hasta var. PCR testinin bile negatif çıkmasını takiben şikayetleriniz sürüyorsa test tekrarı doktorlar tarafından tavsiye edilirken, kan testine güvenmemek gerekiyor.


Ankete katılanların yarısı temaslı olduğundan, diğer yarısı ise semptom geliştirdiklerinden test yaptırmış. Bu grup arasında yorgunluk en çok görülen semptom. Yorgunluğu yüksek ateş ve tat kaybı izliyor. Koku kaybı, öksürük, baş ağrısı, kas ağrısı, uykusuzluk, terleme, iştah kaybı, kusma, gribal enfeksiyon belirtileri, karaciğer fonksiyonlarında hepatite ve pankreatite benzer bulgular ve testis ağrıları da semptomlar arasında.



Pozitifsiniz, 10 günlük ev karantinanız başladı... Peki ilk 5 gün neler oldu?

Halsizlik, halsizlik, halsizlik… Test olmaya karar verme nedenimiz yine ilk 5 günümüzün de hakim semptomu. Koku kaybı, tat kaybı, kas ve baş ağrısı ise yine en çok hissedilen semptomlardan. Sırasıyla yüksek ateş, öksürük, burun tıkanıklığı, boğaz ağrısı, mide bulantısı, kusma, nefes darlığı, uykusuzluk, göğüs ağrısı, duyu kaybı, odaklanamama, boğazda kuruluk, ishal, balgam, ses kısılması ve baş dönmesi de hastalar arasında görülmüş.



6. gün, yolun yarısı! Bir yandan “7. gün hastalığın peak günü, endişelenme!” cümleleri dolanıyor etrafınızda. Peki son 5 gün neler oldu?

Canım halsizlik, yine peşimizi bırakmıyor. Hala en çok hissedilen semptom hal-siz-lik. Bu sefer öksürük resmen “ben daha pes etmedim” deyip 2. sıraya yerleşiveriyor. Son 5 güne tüm semptomları elimine etmiş ve tat & koku kaybını yavaş yavaş geri kazanan sayısı da az değil. Nefes darlığı, baş ağrısı, uykuya meyilli olma ve ilaç alerjisi de sırasıyla görülen semptomlar arasında.



En büyük korku, ya evde yaşayanlara bulaştırırsam…

Ankete katılan ve paylaşımlı evde yaşayanların yarısı ev içi bulaş yaşadıklarını belirtmişler. Aynı ortamda hastalığı yaymamak için çok çok çok titiz davranmak gerekiyor.



Ne yedin, ne içtin o halde?

Ankete katılanların büyük bir çoğunluğu özellikle c vitamini içeren meyvelere gömülmüş. Protein, sebze ve sıvı ağırlıklı beslenme de sırasıyla en çok uygulanan beslenme çeşitleri. Bol su içmeyi asla ihmal etmemişler ve bitki çaylarının (özellikle zencefil) gücüne inanmışlar.



Takviyeler… hangi vitaminleri kullandın?

D vitamini en büyük yoldaşı olmuş covid galiplerinin. Onu C vitamini, çinko ve multivitamin takip etmiş. Vitamin kullanmayı tercih etmeyip doğal beslenmeye ağırlık verenler de var. Umca, beta glukan, b12 ve k vitaminleri de bu süreçte kullanılmış.



Hasta olunca sevdiklerimiz bize bakmaya gelirdi, covid bunu da alt üst etti. Biriyle hastayken temas stresi koronanın kendisinden bile bazen daha tehlikeli olabiliyor. Yapayalnızız işte bu yolda, peki neler yaptık bu yalnızlıkta?

Film izlemek! Sayısız film ve dizi tüketilmiş bu 10 günde. Ancak gördüğünüz üzere “halsizlik” meselesi bir hayli yoğun yaşanmış bu süreçte. “Kafamı kaldıracak halim bile yoktu, ne vakit geçirmesi” isyanlarında olanlar da film izleyenler kadar geniş bir kitle. Kitap okuyanlar, bir yandan çalışmaya devam edenler, sosyal medyada hapsolanlar, playstation oynayanlar, meditasyon yapanlar, ibadet edenler, telefonda sevgilisiyle vakit geçirenler, maç izleyenler, yeni hobiler edinenler de koronayı yenenler arasında.


Madem en çok film & dizi izlendi, haydi bir karantina listemiz olsun. Neler izledik?

  • Bir Başkadır ankete katılanlar arasında en çok izlenen içerik olmuş.

  • Satrancı hayatımızın yeniden gündemine oturtan The Queen’s Gambit,

  • Yılların eskitemediği Friends,

  • HBO’nun biricik dizisi Succession

  • ve Ercüment Çözer spin-off’u Saygı da karantinaya deva olmuş.

  • Into the Night,

  • Virgin River,

  • The Crown,

  • The Boys,

  • The Chef Show,

  • Saiki K,

  • Princess Mononoke,

  • Diana In Her Own Words,

  • Alev Almış Bir Genç Kızın Portresi,

  • Matrix,

  • Uzak ,

  • Bir Zamanlar Anadolu’da,

  • Aynen Aynen,

  • Harry Potter,

  • Lord of the Rings,

  • Hobbit,

  • Ocean’s Serisi,

  • Bollywood filmleri,

  • Narcos,

  • The Last Dance,

  • Hakan Muhafız,

  • Avatar,

  • Modern Family,

  • Versaille,

  • La casa de papel

  • ve Homeland izlenmiş.

  • Televizyonda ise Masterchef öne çıkmış.


Egzersizlendik mi?

Ankete katılanların %43’ü yeterli enerjiyi hissetmesine rağmen spor yapmaya cesaret edememiş. %30’u esnemeye dayalı hafif egzersizlerle karantinasını geçirirken kalan kısım kafasını kaldıracak hali olmadığı için egzersiz yapamamış.



Bu zorlu süreçte ne hissettiniz?

Stres… Bütün dünyayı etkisi altına alan bu ölümcül hastalığı yalnızlıkla yenmeye çalışmak epey tuhaf. Halsizlik yalnızca fiziksel olarak değil düşünce safhasında da yerini alıyor. Ve belki de en büyük karanlık duygu, korku… Başkalarına korona bulaştırmak, aileye, sevdiklerimize korona bulaşırsa ne olacak korkusu… Ankete katılanlar bu duygularla mücadele etmek durumunda kalmışlar.


Tüm bu sorular ve cevapları tamamen benim merakımla alakalı. Paylaşımım bilimsel değil yalnızca merakımı toparlama ihtiyacındadır. Ankete katılanların büyük bir çoğunluğu gençlerden oluşuyor. Bu kadar farklı semptoma ve sonuca sebebiyet verebilen covid-19 yaş grupları değiştikçe daha da farklılaşıyor. Şahsına münhasır bir virüsle karşı karşıyayız. Lütfen kimse kendi dahil kimseye güvenmesin şu günlerde. Vücudumuzdaki en ufak bir değişim bile koronadan şüphelenmemize neden olsun ki hiçbir şey için geç olmasın...

0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör