• Günce Karaküçük

Batı Karadeniz’in Şirin Sahil Beldesi: Amasra



Çoğu İstanbul semtinde sahil kenarında yemek yemeyi bırakın, bir kahve içmek için servet ödemeye hazır olsanız bile şanslı olmanız gerekir. Çünkü sizden daha hızlı davranmış insanlar olabilir. Halbuki İstanbul sınırından çıktığınızda bu keyfi istediğiniz zaman yaşatacak birçok yerle karşılaşırsınız. İşte Amasra da öyle bir yerdi benim için. Deniz kenarında balık yemek hatta balık sonrasında başka bir yere geçip kahve içmek lüks değil. Tabii özel günler haricinde.


Amasra, Bartın ilimizin küçük bir ilçesi. Yeri geldiğinde güneşe aldanıp Karadeniz'de olduğunuzu hatırlatan, yeri geldiğinde de yaz aylarında denize girmek için gelen tatilcileri ağırlayan ama her yönüyle sevimli bir sahil beldesi. Rivayete göre Fatih Sultan Mehmet de Amasra’ya hayran kalanlardan. Hatta öyle ki sefer düzenlediği sırada şehri tepeden gördüğünde kaleye haber gönderip Amasra’yı zarar vererek almak istemediğini belirtmiş, kalenin anahtarını istemiş. Böylelikle de savaşılmadan şehir Cenevizliler’den alınmış.



O zaman Amasra’da yapılacaklar yazımıza konaklama ile başlayalım. Amasra’da birçok otel&pansiyon bulunuyor. Fiyatları da gayet makul. Ben pandemi döneminde hijyen konusunda ekstra hassasiyet gösterdiklerini gözlemlediğim ve konaklama alternatifleri içerisinde de en iyisi olduğunu düşündüğüm için Northdoor Hotel’i tercih ettim. Pişman da olmadım, sizlere de öneriyorum. Oda bilgileri için otelin internet sitesini inceleyebilirsiniz.Deluxe odalardan hem deniz, hem de havuz manzarasını görebiliyorsunuz.



Otel kahvaltısı ortalama üstüydü benim için. Cumartesi günü, otelde konaklayan misafir sayısı az olduğundan serpme kahvaltı servis edildi. Bol sucuk, patates kızartması ve yumurta ile dolu dolu bir serpme kahvaltıydı. Pazar günü ise Amasra nüfusu normalin çok üstünde olduğu için kahvaltı da açık büfeydi. Pandemiden ötürü şeffaf bir panelin arkasından siz isteklerinizi iletiyorsunuz, görevliler sizin için hazırlıyor. Çay ve kahveyi bile kendiniz alamıyorsunuz. Kuralların bu şekilde katı olması ve uygulanması benim için çok önemliydi, hiç rahatsızlık yaşamadım. Yasaklardan ötürü mekanlar erken kapandığından bir akşam yemeğimizi de otelde yedik, memnun kaldık.


Serpme Kahvaltı - Bolonez Soslu Makarna & Izgara Köfte



Amasra bir gün içinde gezip bitirebileceğiniz bir yer. Aceleniz yoksa, kafanızı dinlemek istiyorsanız istediğiniz kadar vakit geçirebilirsiniz. Öyle diyorum çünkü ben de tam bir deniz aşığıyım ve denize karşı çay içmek hayatta en keyif aldığım şeylerden biri. Amasra’da bunu yapmak çok zahmetsiz. Peki başka neler yapabilirsiniz?



Amasra’nın en meşhur balıkçısı Canlı Balık Mustafa Amca’da mutlaka rezervasyonunuz olsun. Taze ve lezzetli balığın adresi demek yanlış olmaz sanıyorum. Mekan iki katlı ve iki katı da birbirinden çok ayrı atmosferlerde. Alt katı daha samimi geldi bana nedense. Hatta bizimle ilgilenen renkli gözlü beyefendi (keşke ismini öğrenseydim) o kadar samimiydi ki çok keyif aldım sohbetimizden. Eğer bu yazıyı okuyorsanız, tekrar teşekkür ederiz :)


*Soldaki fotoğraf Yunus Emre Akkor'a aittir.



Yediklerimin fotoğrafını çekmeyi maalesef bitirdikten sonra hatırladım. O nedenle Yunus Emre Akkor’un objektifinden* leziz bir masanın fotoğrafını ekliyorum. Normalde Amasra’nın Amasra Salatası meşhur, içerisinde en az 20 çeşit malzeme barındırıyor. Biz salatada daha sadeci olduğumuzdan roka salatası tercih ettik. Bence Amasra’nın roka salatası da meşhur olmalı. İki koca kase salata yedik ve daha da devam edebilirdik. Otelde yediğimiz de çok lezzetliydi. Sarımsak ekledikleri için mi bu kadar lezzetli geldi bilmiyorum, bence balığın yanına inanılmaz yakıştı. Meze olarak ise az çeşit vardı ve çoğunlukla standart çeşitlerdi. İçlerinden en çok hoşuma giden yumurtalı isput oldu. İsput otu Bartın’ın doğada yetişen meşhur bir otuymuş. Burada pastırmalı ve yumurtalı soğuk meze olarak servis ediliyor. Amasra’da yemek sonrası bol fındıklı ballı yoğurt ise yöresel bir gelenek.



Amasra Kalesi ile ilçe bir bütün adeta. Kalenin içinden yürüyerek burnun öbür tarafına geçebileceğiniz gibi aşağısından giderek Çekiciler Çarşısı’ndan geçebilirsiniz. Çekiciler Çarşısı’nda oyma ahşap eşyalar satılıyor. Ben şimşirden ve zeytin ağacından yapılma servis kaşıkları aldım, güzel bir Amasra hatırası oldular benim için. Salı ve Cuma günleri ise köylü pazarı olan “Galla Pazarı” kuruluyor, aklınızda bulunsun.



Gezinizin devamında Kemere Köprüsü’nden Boztepe bölgesine geçebilirsiniz. Meşhur Ağlayan Ağaç da burada. Ağlayan Ağaç aslında bir selvi ağacı, denizden ve havadan aldığı nemi bünyesinde topluyor. Topladığı nemi de ilkbahar ve sonbahar aylarında yağmur damlası olarak geri veriyor. Ağaçtan ziyade manzarasıyla öne çıkan bir yer. Biraz fazla esiyor, çaydan da 5 TL alınıyor ve tadı da pek yok. Biraz işin turizmi diyelim, manzaranın keyfini çıkaralım :)



Bana bu kadar manzara yetmez derseniz de küçük teknelerle Amasra’nın çevresini dolaşabilirsiniz. Limanda kurulu standa numaranızı bırakırsanız yeterli sayıya ulaşınca sizi arıyorlar ve 45 dakikalık tekne geziniz başlıyor. Esintiye ve ara ara gelen sallantıya rağmen dışarıdan Amasra’yı görmek çok keyif vericiydi. Fiyatı 25 TL. Dilerseniz özel tur seçenekleri de mevcut.



Geçmiş döneme ait eserleri yakından incelemek isterseniz de dört salonlu Amasra Müzesi’ni ziyaret edebilirsiniz. Müzekart ile ya da 10 TL ödeyerek giriş yapılıyor. Helenistik, roma, Bizans, Ceneviz ve Osmanlı dönemlerine ait eserler sergileniyor.


Amasra’ya kadar gelmişken Güzelcehisar Lav Sütunları’nı görmeden dönmeyin. 80 milyon yıl önce oluştuğu tahmin edilen lav sütunlarının diğer örnekleri de Kuzey İrlanda, İskoçya ve Kaliforniya'da bulunuyor. Düşünsenize volkanlardan akan lavlar soğuyup kristalleşiyor ve inanılmaz bir doğal güzelliğe dönüşüyor. 850 metrelik ahşap yürüyüş yolu ile deniz kıyısından yürüyüp sütunlara ulaşıyorsunuz.



Dönüş yolunuzu eski yoldan geçecek şekilde planlarsanız Kuşkayası Yol Anıtı'nı görebilirsiniz. Roma İmparatorluğu döneminde mola verilen hatta köylere su taşınan anıta 110 basamak çıkarak ulaşıyorsunuz.



Faydalı notlar

  • Pazar günü otel tamamen doluydu. Akşam yemeği için de tercih edilen bir yer olduğu için eğer planlarınız arasındaysa rezervasyon yaptırmanızı öneririm.

  • Öğlen sakin olduğu için Çınar Balık'ta yemek yedik. Lezzet ve ilgi konusunda memnun kalmadığım için önermiyorum.

  • Sesamos Cafe'nin manzarası karşında bir şeyler içmeyi tercih edebilirsiniz. Biz ızgara köfte ve tavuk şiş yedik ne iyi ne kötü diyebilirim. Filtre kahvesi çok kötüydü, önermiyorum :)

Keyifli seyahatler!


Fotoğraflar: Günce Karaküçük

0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör